Perşembe, Şubat 16, 2012

Tamam kabul ediyorum iyi bir fotoğrafçı değilim olamam da zaten elimdeki 7.2 mega pixel fotoğraf makinesi ile ama yine de anı yakalamak boyutu ile değerlendirirsek fena bir fotoğraf değil.Bunları bana neden anlatıyorsun diyeceksin bilmiyorum :) Seninle havadan sudan şeylerden konuşmayı o kadar çok seviyorum ki bir şeyler yazarken bile sana hitaben yazıyorum,ve bu yüzden bir çok yazımda evet haklısın,aslında senle konuşuyorum.Ama hepsinde değil...Bu fotoğrafa baktığım zaman aslında çok farklı duygulara kapılıyordum ama şimdi senden söz açınca birden boş sıradan bir fotoğraf gibi gelmeye başladı.Tekrar bakıyorum ve tek düşünebildiğim anılarımız...Sen de hatırlıyor musun?Üzerinden iki yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen sanki dün ordaymışız gibi hissediyor musun?Ilgaz bizim birlikte geçirdiğimiz ilk tatilimizdi,ilkler neden hep unutulmaz oluyorlar...Ben de senin ilkindim ve senin de benim ilkim olmanı gerçekten isterdim...Ama beni bilirsin zaten ben doğruyu buluna kadar bir kaç kez yanlış yol denemesi yaparım,o yolun yanlış olduğunu bile bile...Güneş yavaş yavaş dağın arkasında kaybolurken bıraktığı iz inanılmazdı,turuncu bir topa benzetmiştik ben portakal olduğu konusunda ısrarcıydım ama...Ve kayak pistine oturmuş taş sektirmece oynuyorduk,başbaşa kalınca bazen böyle çocukluklarımız oluyordu...Olsun,senle çocuk olabilmek güzeldi...Sokaklarda ayağına çelme takmayı,elim sende deyip kaçmayı,kartopunu sinsice yaklaşıp sırtına sokmayı,bunalınca yastıkla sana saldırmayı seviyordum...Ama ikimizde oyunu kuralına göre oynamazdık hiç,ben çirkefleşir sen hilebaz olurdun hep...Bunları neden burada yazıyorum bilmiyorum,neden hala seni düşünüyorum bilmiyorum...Diyeceksin ki sen gittin neden hala böyle şeyler yapıyorsun...İnan bilmiyorum ne hissettiğimi ya da ne yapmaya çalıştığımı bilmiyorum.Ama bildiğim bir şey var ki bunlar gerçek,yazarken hissettiklerim gerçek,sen benim dünyama giren en güzel şeylerden biriydin ve ben seni dünyamdan zorla çıkardım ve şimdi dünyam karanlık...Sen benim portakalımmışsın,bunu sen  bir dağın arkasında kaybolduktan sonra karanlıkta kalınca anladım...Sonra ay geldi,sandım ki işte aradığım aşk bu...Ay büyüleyici ve kabul et romantik olabiliyor ama korkutucu aynı zamanda ve soğuk,bunu ertesi gün sen gelmediğin zaman anladım üşüyünce...İçimi hiç bir şey  ısıtamıyor sadece heyecanlandırıyor beni ayın güzelliği,yıldızların parlaklığı ve gizemi...Ama hepsi bu...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.