''Biz dev bir ağacın ufacık bir yaprağı üzerindeki küçük küçük kurtçuklarız Zorba.Bu küçük yaprak bizim yer yuvarlağımızdır,ötekiler de gecenin içinde sallandıklarını gördüğün yıldızlardır.Biz küçücük yaprağın üzerinde sürünüyor ve onu hırsla araştırıyoruz,kokluyoruz.Bize güzel kokuyor ya da kötü kokuyor.Tadına bakıyoruz,yenilebilir buluyoruz.Vuruyoruz,sanki canlı bir şeymiş gibi çığlıklar atıyor.En korkusuz olan insanlar yaprağın ucuna kadar varıyorlar,bu uçtan gözlerimizle kulaklarımız açık olduğu halde kaosa eğiliyoruz.Ürperiyoruz.Altımızdaki korkunç uçurumu görüyor,dev ağacın öteki yapraklarının çıkardığı gürültüyü uzaktan uzağa duyuyor,özsuyun köklerinden yükselip yüreğimizi kabarttığını kavrıyoruz.Böyle bir uçuruma eğilmiş halde de bütün bedenimiz ve bütün ruhumuzla korkunun içimizi kapladığını anlıyoruz.O andan sonra artık-ŞEY-başlar...''
Durdum,demek istiyordum ki:O andan sonra artık ŞİİR başlar. Ama Zorba anlamayacaktı.Sustum. O hırsla sordu:''Ne başlar?''
''..Büyük tehlike başlar Zorba.Bazılarının başı dönüp sayıklar,bazıları korkup yüreklerini sağlamlaştıracak bir karşılık bulmak için çırpınır ve buna Tanrı derler;bazıları da yaprağın kenarında uçuruma sakin sakin korkusuzca şöyle der:HOŞUMA GİDİYOR...''
KAZANCAKIS
Bendim senden kaçarken tökezleyip ördeklerin havuzuna düşen Bahçendeki çamurlu ayak izleri benim Yüzünü bir an olsun görebilemek için evin etrafında saatlerce dolaşan bendim Camındaki parmak izleri benim Senden saklanmaya çalışırken Duvardaki küçük kırmızı benekli kelebeği ezen bendim Kanı hala elimde
Yolda bir yerlerde karşılaşınca olduğu yerde donup kalan Sesini duyunca nefesi kesildiğinden boğulurcasına öksürüğe tutulan Göz göze gelince birden kızaran Astımın mı var?Su ister misin dediğin Heyecandan başını evet anlamında sallayan Aslında tek hastalığı kalbinde küçük bir sızı Arada hafif korkutan teklemeler olan o kız bendim
Okulda herkesin dilinde alay konusu olan Defterine o notu yazan bendim Notta da yazdığı gibi Bendim geçen gece rüyanda sana gelen Sen yatağında sancıdan kıvranırken Alnındaki teri silen bendim Ve yanağında hala durmakta olan o küçük gül kurusu öpücük benim
Peki ben kim miyim Biliyorsun Ben sadece benim işte...
Kendimden kaçarken kendime sığınıyordum Ve sonu gelmez bahaneler buluyordum mutluluğa Yalnızlıktan korkmak mı Yoksa kalabalığın içinden kimsesizliğe kaçma isteği miydi Hangisiydi bilemiyordum, Bilemiyorduk da zaten
Seni gördüm yatağımda iki uyku arasında Hani öyle zamanlar vardır Her saat başı uyumaya çalışır bulursunuz kendinizi İşte ''O'' bir zamanlardan biriydi Rüya mıydı Hayal gücümün bana bir oyunu muydu bilmiyordum Ama sabah uyandığımda yastığımdaki kokun gerçekti Ya da bir sanrıydı Gerçeklik sanrısı
Bir oda düşlüyorum Tozlu,camdan bir oda Ve dışarıda yağmurun camları döverken çıkardığı sesleri dinliyorum... Camlar yıkanıyor diyor içte bir yerlerden bir ses Kaynağı yok,cinsiyeti yok Sonra yağmur duruyor Cama bakıyorum Yağmurun camda bıraktığı izler isli ve çamurlu Yağmurun da elleri temiz değilmiş
Bir yerlerde saf ve masum hayatlar var mı merak ediyorum
Pazartesi, Nisan 02, 2012
AKLIMIN OYNADIĞI HİÇ BİR OYUN ZEVK VERMİYORDU TA Kİ HAYAL GÜCÜM SENİNLE TANIŞANA KADAR....