Cuma, Ağustos 10, 2012

yarım kalmış bir dostluğa yarım kalmış bir mektup

Artık susuyorum sana da...Sen de beni herkes gibi bil,herkes gibi duy,gör,anla,tanı...Bilirsin ben hep içimden konuşurum,ve söylediklerimi çoğu zaman kendim bile dinlemem..Sadece konuşmuş olmak için konuşurum çoğu zaman...İnsan kendi cümlelerine kendisi anlam veremezken aynı cümleleri başkalarına ne kadar anlatabilir ki?Belki de bu yüzdendi susmam,ya da konuşup çok söyler gibi görünüp manalı tek bir şey söylememem...Uzun zaman olmuştu,sadece kendime konuşur sadece kendimi dinlerdim...Sonra sen geldin,sen vardın gerçektin hem de tüm  hikayeler anlattığım hayali dostlarıma karşın tüm gerçekliğin ile karşımdaydın,gülümsüyordun...''Merhaba'' dedim,ben hayatımda ilk defa birine gerçekten ima ederek merhaba demiştim,sen bilmiyordun bunu da bana dair bilmediğin diğer şeyler gibi..Önemi yoktu belki de sadece sıradan bir merhabaydı senin için ama o benim dilimde ''Hoş geldin,iyi ki geldin,bugüne kadar neredeydin,kalacak mısın?yoksa gidecek misin sen de hayallerim gibi yavaş yavaş..''gibi bir şeydi...Dedim ya anlamazdın zaten,sana birebir bu cümleleri kursam da anlamazdın,sözcüklerde binlerce anlam bir o kadar da duygu yüklüdür, sen de kendi dilinde merhabamı almıştın...
Beni anlamaya yakınsın sanmıştım...En büyük hayal kırıklıkları da böyle gelmez mi zaten...Olay ve olgulara anlamlar yükler insan ve bu anlamlar üzerine hayaller kurar...Her ne kadar anlam yüklenirse yüklensin olgu ve olayların gerçekliği vardır....Bu gerçeklikten sonsuza dek kaçabilen ne mutludur ama bir kez yakalanırsa insan gerçek denilen acımasızlık küçük düşürücü bir tokat gibi yerleşir suratına ve orada kalır hep,ilk günkü gibi acısı hep yeni...Ben de fazla hayal kurmuştum galiba...
Şimdi susuyorum sana da..Artık sadece içimden konuşacağım ve sen bunun farkında bile olmayacaksın...Herkes gibi göreceksin,herkes gibi duyacaksın herkes gibi anlayacaksın beni ve ben de sana herkes gibi bakacağım,herkes gibi güleceğim....

Cumartesi, Ağustos 04, 2012

Walter:''Çiçekleri sever misin?''
Kity    :''Eninde sonunda ölecek bir şey için buna emek harcamak ne aptalca...''

Şimdi seneler sonra oğlu ile bir çiçekçi dükkanında olan Kity artık farkında yaşam denilen boyalı peçenin ardına gizlenenlerin.Hangimiz bakmasını bile bilmeden görme telaşında değiliz ki zaten...

''Birbirimizde hiç sahip olmadığımız nitelikleri aramak hataydı...''derken Kity ve bunu kabullenirken Walter ,aslında her ikisi de hiç üzerinde konuşulmayan geçmişlerini koyuyorlardı önlerine..

''Neyi tuhaf buluyorum biliyor musunuz?Kocanızın size hiç bakmamasını.Duvara bakıyor,yere bakıyor,ayakkabılarına bakıyor ama o'na,Kity'ye bakmıyor artık...''

Biliyor musun,en değerli ve bir o kadar da zor olan çaba belki de ''görmek'' için gösterilendir.Ve bazen en büyük yolculuk iki insan arasındaki mesafedir....