Cumartesi, Mart 31, 2012
ÇÜNKÜ DOĞRU İNSANA YANLIŞ ZAMANDA RASTLAMIŞTIM SENİN SOKAĞINDA...VE ANLAMIŞTIM Kİ BAŞTAN SONA YANLIŞ YERDE YANLIŞ İNSANI BEKLEMİŞİM ŞİMDİYE KADAR...
Perşembe, Mart 22, 2012
Gözlerimi kanatırcasına ağladığım gecelerim var ve kahkahalara sarınmış anılarım.Herkes kadar fakir,bazılarından fakir,çoğundan zenginim.Taşıdığım hayallerim,söyleyecek şarkılarım,paylaşılacak dostluklarım var.Bilemeyene sevmeyi öğretecek kadar büyük bir kalbim,gidene beddua edemeyen bir dilim var.Yüreğimi korkak büyütmedim.Kaybettiklerim;dağıttığım servetimdir...Can Yücel
Pazartesi, Mart 19, 2012
And the land is dark
And the moon is only light we'll see
No,ı won't be afraid
Just as long as you stand
Stand bye me
If the sky that we look upon
Should tumble and fall
Or the mountains should crumble in the sea
No,ı won't cry
No,ı won't shed a tear
Just as long as you stand
Stand by me
Cumartesi, Mart 17, 2012
Gitme!
Eğer gidersen ayrılırız dedim...
İçimde yapıştırılmamış kırıklar;iyileşmemiş yaralar var...
Ama sen yine de;gitmem gerek dedin ve gittin...
Eğer gidersen ayrılırız dedim...
İçimde yapıştırılmamış kırıklar;iyileşmemiş yaralar var...
Ama sen yine de;gitmem gerek dedin ve gittin...
''Çok yalnız kimsesiz hissettim kendimi
Sana seslendim ağlayarak:''Hadi çabuk gel'' diye;duydun mu beni?''dedin...
Ben de sana yolda yazdığımı gösterdim;belki de tam sen bana seslenirken yazmıştım bunu
Rayda parlayan
Güneş kadar
Hızla geliyorum sana
Güneş tuttu;Ay'ın çevresinden dolaştı...
ORUÇ ARUOBA
Sana seslendim ağlayarak:''Hadi çabuk gel'' diye;duydun mu beni?''dedin...
Ben de sana yolda yazdığımı gösterdim;belki de tam sen bana seslenirken yazmıştım bunu
Rayda parlayan
Güneş kadar
Hızla geliyorum sana
Güneş tuttu;Ay'ın çevresinden dolaştı...
ORUÇ ARUOBA
Cuma, Mart 16, 2012
Perşembe, Mart 15, 2012
CAM İLE TAŞ
Kekeme özgürlüğünü seviyorum
Susuşundaki hıncı seviyorum
Kalbinde ürperen kışı seviyorum
Ellerindeki bilge zamanı
Denizi yağmurdan korumaya çalışan
Çocukluğunu seviyorum
Alnın masamızda dört mevsime ufuk
Dudaklarında titreyen zamanı seviyorum
Yürüyorsun ya
Kalabalık bir daha dönüp bakıyor kendine
Boyunda çiçeklenen yedi rengi seviyorum
Her damlası ayrı bir hayat;ne bilsin gözüne düşmeyen
Gözlerindeki yaşı seviyorum
Beni uzaklaştırmaya çalışırken aklından geçenleri seviyorum
Kalbinden gövdene yürüyen utangaç karıncayı seviyorum
Ses nasıl menevişleniyor susunca ağzında
Ağzından gelecek her sevinci,azabı seviyorum
Gece ışıklarından topladığın o evler esrarını seviyorum
Susmanın da bir dili var elbet
Teri yastığına sızan rüyanı seviyorum
Uyandığın sabahlarda başka bağım yok dünyayla
Odalara ömür veren gövdeni seviyorum
Yürümediğin sokaklar nasıl da göz göz
Bekleyişteki o mucizeyi seviyorum
Serçe parmağındaki lekedir yerim
Kalabalığın uyumuna inat
Hayalin gerçeğe değdiği yeri seviyorum
Ölümdür en büyük zaman
Bilmez takvim gezenler
Bir iç çekişte yanan hayatı seviyorum
Bizden büyük tanrısı yok yalnızlığın
Getirdiğin hevesi,götürdüğün inkarı seviyorum
Evlerdesin
Dışarılar hüzün
Eşyalar ayakta
Senden ayrılanı seviyorum
Sana kavuşanı seviyorum
Uzun cümlelerle konuşuyor kalabalık
Bir sözcüğe sığdırdığın dünyayı seviyorum
O gölgenin taş dibinde bir çürüme bilinci
Hükmün yok bahçende diyorum
Üstüme elediğin şefkati seviyorum
Dişlerimin arasında bir İshak Kuşu
Eğiyorum ya başımı
Çaresizliğime tuttuğun aynayı seviyorum
Bir gün bir kötü haber birimizden
Kalanın diline gelecek ilk sözü
Arayacağı ilk insanı
İlk gece yapacağı her şeyi seviyorum
ŞÜKRÜ ERBAŞ
Çarşamba, Mart 14, 2012
Uzak Fırtına
Bakımsız günlerdi
Ben bir yaşadım gözler görmez oldular
Ben galiba sonra hiç yaşamadım...
Bakımsız günlerdi
Bir med-cezir uyandırdı bizi ve aklımızda Cezayir
Birileri yok etti nerede şimdi o sihir?
Bakımsız günlerdi
Ben çok hercai yaşadım kim bu dediler
Bütün bunlara ne gerek vardı aslında?
Doğru sözcüğü bulup bulmadığımıza kim aldırıyor?
Bir med-cezir uyandırdı bizi ve aklımızda Cezayir
Birileri yok etti nerede şimdi o sihir?
LALE MÜLDÜR
Külleri soğumadan
Desenler çiziyordum o günler defterime
Ak kuğular,cerenler.
Sesini dinler gibi dinliyordum
Gecenin sessizliğini,
Ağlayan salkım söğütleri.
Kartaca yanıyordu çok uzak bir zamanda
Tek başına.
Bir yandan bir şarkıyı düşlüyordum,
Birlikte söylerken aranağmesiyle
Neredeyse bir gülüşü ölümsüzleştireceğimizi...
CEVAT ÇAPAN
Yağmurlu bir mart ayıydı
Ve yalnızlığımın tadını sokaklarda amaçsız dolaşarak çıkarmaya çalışırken
Yıllar sonra seni görmüş olmam tesadüflerin en lutfedeniydi belki de
Sen tüm gerçekliğin ile ve kalbimde teklemelere yol açan gülümsemenle karşımdaydın
Gözlerinde ilk oluşan şaşkınlık ve sonrasında gelen kaşlarını çatman
Ve yavaşça yüzüne yayılan gülümsemen ile
Yağmurun en kuru hali,kışın en sıcak haliydin sen..
Ve tam o sırada arkanda çıkan gökkuşağı...
Farkına varmış olmanın çoşkusu içimde;
Kalp kırıklarım ile parlıyor;kendi içimde mucizeler yaratıyordum;tıpkı gökkuşağı gibi
Tekrar yazmaya karar vermemin hikayesi böyle başladı....
Ve yalnızlığımın tadını sokaklarda amaçsız dolaşarak çıkarmaya çalışırken
Yıllar sonra seni görmüş olmam tesadüflerin en lutfedeniydi belki de
Sen tüm gerçekliğin ile ve kalbimde teklemelere yol açan gülümsemenle karşımdaydın
Gözlerinde ilk oluşan şaşkınlık ve sonrasında gelen kaşlarını çatman
Ve yavaşça yüzüne yayılan gülümsemen ile
Yağmurun en kuru hali,kışın en sıcak haliydin sen..
Ve tam o sırada arkanda çıkan gökkuşağı...
Farkına varmış olmanın çoşkusu içimde;
Kalp kırıklarım ile parlıyor;kendi içimde mucizeler yaratıyordum;tıpkı gökkuşağı gibi
Tekrar yazmaya karar vermemin hikayesi böyle başladı....
Salı, Mart 13, 2012
Onunla ilk konuştuğumda geçmişimden,bu hayatta olmasa bile başka bir hayattan tanıdığım;hatta çok yakından tanıdığım birisiyle yıllar sonra karşılaşmanın sevinciydi hissettiğim...Sanki yıllardır eksik olan parçamdı o;beni tamamlayacak olan...Karşı konulmaz bir çekimdi bu;dünyanın en yanlış en korkunç şeyiydi yaptığım biliyordum;aklımda başka biri varken kalbim nasıl başkası için çarpabilirdi ki?Sonuna kadar yanlıştı ve belki de bu yüzden bu kadar güzeldi...O dünyanın en bencil insanı olmuş olsa bile yapamazdım;ondan vazgeçemezdim,bedeli ne kadar ağır olursa olsun...Sonunda gideceğini bile bile ona çılgıncasına bağlanmak istemem de belki de bu yüzdendi...Ben o bedeli ödemek istiyordum ve sonunda belki bu acı sayesinde kendi vicdanımdan af dileyebilirdim...Ama O'nu;gerçek O'nu hiç bir zaman tanımak istemedim...Kalbime girmişti;hayatıma da girsin istemedim ve bu yüzdendi belki de çocukça davranmam;O'nu umursamadığımı söylerken bile bunun koca bir yalan olduğunu kabul edemeyecek kadar gururlu olmam...''Seni artık umursamıyorum''derken inandırmaya çalıştığımın O olduğunu düşünmüştüm hep ama aradan onca zaman geçti ve geriye baktığım zaman tüm bunların beceriksiz ve zavallı bir şekilde kendimi ikna çabalarımdan başka bir şey olmadığını fark ediyorum...Ve bundan daha acı olanı ise bunu fark etmiş olmamın o zaman da şimdi kadar önemsiz olduğunun bilincine varmış olmam...
Bazen nefes almak o kadar zorlaşıyor ki...Göğsümün ortasına kocaman,tüylü bir iran kedisi oturmuş gibi hissediyorum...Tırnaklarını etime batırıyor,delip geçiyor önce tişörtümü sonra derimi ve etimi...Ve tırnaklarını batırdığı yerden kanlar fışkırıyor olmalı;oysa hissetmeye başladığım şey küçük bir sızıntı;yavaşça göğsümden karnıma,karnımdan yere sızışının sıcaklığını hissettiğim damla damla akan kanım...Ve soğuk taşa düşerken çıkardığı sesi beynimde yankılanıyor...dım dım dımm...her dım da saniyeler dakikalara;dakikalar saatlere dönüşüyor ve aklımda tek bir düşünce:Ölmek neden bu kadar zor?
Erkek arkadaşım benden ayrıldığında ağlamadım bile.6 yıldır beraberdik.Onu sevdiğimden bile emin değildim.Öyle olduğumu sanıyordum ama hiç bir gece Diane Keaton ve Woody Allen'ın yaşadıklarını yaşayamadık.Mucizevi bir şekilde bağlanıp ruhlarımızı paylaşamadık.6 yıl ve ben onun içime işlemesine hiç izin vermedim.Neredeyse 30 yaşına geldim ve gerçek bir ilişkim bile olmadı...(Hart of Dixi)
Senin bir şeyi söylemek istemen demek;karşındakinin bunu duymak istediği anlamına gelmez her zaman.Hepimiz kötü şeyler yaparız bazen ama bu kötü insanlar olduğumuz anlamına gelmez.Geçmişindeki tüm detayları merak etmiyorum;umarım sen de benimkileri merak etmiyorsundur.Önemsediğim sadece sensin.Ağzından çıkanlarla sürekli hayrete düşüyorum,yaptığın şeylerle mest oluyorum ve süper acılı,hindistan cevizli vodka martininin aksine,güzelliğin gözümü okşuyor...Birlikteliğimizin bir döneminde umarım sen de kendini benim seni gördüğüm gibi görebilirsin....(How ı met your mother)
Pazartesi, Mart 12, 2012
HASRET
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli
belini sarmayalı
gözünün içinde durmayalı
aklının aydınlığına sorular sormayalı
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
yüz yıldır bekler beni
bir şehirde bir kadın.
aynı daldaydık aynı daldaydık
aynı daldan düşüp ayrıldık
aramızda yüz yıllık zaman
yol yüz yıllık.
yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından...
Yüz yıl oldu yüzünü görmeyeli
belini sarmayalı
gözünün içinde durmayalı
aklının aydınlığına sorular sormayalı
dokunmayalı sıcaklığına karnının.
yüz yıldır bekler beni
bir şehirde bir kadın.
aynı daldaydık aynı daldaydık
aynı daldan düşüp ayrıldık
aramızda yüz yıllık zaman
yol yüz yıllık.
yüz yıldır alacakaranlıkta
koşuyorum ardından...
Pazar, Mart 11, 2012
Perşembe, Mart 08, 2012
“Zaman! Zaman! Zaman nedir? İsviçreliler onu imal eder. Fransızlar onu stoklar. İtalyanlar onu arar. Amerikalılar onun para oldugunu söyler. Hindular onun var olmadığını söyler. Benim ne dedigimi bilmek ister misin? Ben zaman bir hırsızdır diyorum.”
<Beat the Devil>
Çarşamba, Mart 07, 2012
Like when you said you felt so happy you could die
Told myself that you were right for me
But felt so lonely in your company
But that was love and it's an ache I still remember
You can get addicted to a certain kind of sadness
Like resignation to the end, always the end
So when we found that we could not make sense
Well you said that we would still be friends
But I'll admit that I was glad it was over
But you didn't have to cut me off
Make it like it never happened and that we were nothing
And I don't even need your love
But you treat me like a stranger and that feels so rough
No you didn't have to stoop so low
Have your friends collect your records and then change your number
I guess that I don't need that though
Now you're just somebody that I used to know
Now you're just somebody that I used to know
Now you're just somebody that I used to know
Now and then I think of all the times you screwed me over
But had me believing it was always something that I'd done
But I don't wanna live that way
Reading into every word you say
You said that you could let it go
And I wouldn't catch you hung up on somebody that you used to know
Cumartesi, Mart 03, 2012
YEŞİL BİR HUZUR İSTİYORUM...
BU PATİKADA TEKRAR YÜRÜMEK,ISIRGAN OTLARININ İÇİNDE MAHSUR KALMAK İSTİYORUM;SEN GEL DE BENİ KURTAR YİNE DİYE...SADECE SEN VE BEN...NEFESİNLE TAZELENMEK,KOLLARINDA ERİMEK,TENİNE KARIŞMAK İSTİYORUM...GÖZLERİNDE HAPSOLMAK,HER KUŞTA ADINI HAYKIRMAK İSTİYORUM...YEŞİL BİR HUZUR İSTİYORUM...SEN VE BEN...
Cuma, Mart 02, 2012
ASLI ERDOĞAN/BİR DELİNİN GÜNCESİ
Hayat denen uçsuz bucaksız acıklı kitapta bütün sözcüklerin dipnot gibi kaldığını hiç düşündünüz mü?
En korkunç yalan,yansımasını ötekinin gözlerinde gördüğümüz yalandır.
Bazen insanın içi söylemek istedikleriyle dolar taşar;hani şöyle bir dokunsan,saatlerce,daldan dala atlayarak,sızlanarak,kendi kendine gülerek konuşacaktır.Ancak yazmaya gelince,bilincinin daralıp kuruduğunu,tek bir anlamlı cümle,kendi kulaklarında ''gerçek''tınısı yaratan bir cümle kuramayacağından korkar.
Hayatınızda her şeyin biraz boş bulunsanız kayıp gideceğini sezdiğiniz anları bilirsiniz(bilir misiniz?);ya da aslında dünya bir anlığına boş bulunsa,arka kapıdan sıvışacak olan sizsinizdir.(Kim olduğunu düşünmek zorunda kalmayanlar ya hep kazananlardır ya da gerçek vurdumduymazlar...)
H.yalnızca iyi kitapları okur,iyi müzikler dinler.Ama okuduklarını ya da dinlediklerinin ''iyiliğinden''başka bir şey duymaz,görmez.
Kuşkusuz sıradan cümlelerdi duyduklarım.Herkesin söyleyebileceği,söylediği cümlelerden...Ancak kimi kez,daha önce defalarca duyduğunuz bir söz ansızın yolunuza çıkar,bellekte ani,zehirli bir şimşek çaktırır,bir yerleri tutuşturur,burgu gibi deler,açtığı gedikte yerleşir.
Unutun beni.Zaman merhametlidir,inanın.İnsanlardan daha merhametli...
Neye elimi atsam saf yalnızlığa dönüşüyordu.Yarı karanlık,hüzünlü bir arayış:Yaşam nerede?
Aşkın gerçeğinden vazgeçtik,tıpkıbasımlara da razıyız.
Senin yaptığın bir tür dilencilik aslında,yaralarına herkesten fazla sadaka istiyorsun.
Şeylerin bir adı vardır ve onlara bu adla bakılır.Böylece adı olmayan hakkında konuşulmayacağını kabullenmişti.Söylenemez olana tutkusu o zaman başlamıştı herhalde...
Dünya dediğin camda bulanık bir imgeden başka nedir ki!Lekeli,çok lekeli,hiçlik üzerine uzun bir şiir...
Böylece bütün bunların-savaşların,cezaevlerinin,karılarını döven kocaların vb. vb.-sanrılarım olduğuna inandım.Yani sorun dünyada değil,bende,benim acımasız düş gücümdeydi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)


