Perşembe, Nisan 19, 2012

KAZANCAKIS/ZORBA

''Biz dev bir ağacın ufacık bir yaprağı üzerindeki küçük küçük kurtçuklarız Zorba.Bu küçük yaprak bizim yer yuvarlağımızdır,ötekiler de gecenin içinde sallandıklarını gördüğün yıldızlardır.Biz küçücük yaprağın üzerinde sürünüyor ve onu hırsla araştırıyoruz,kokluyoruz.Bize güzel kokuyor ya da kötü kokuyor.Tadına bakıyoruz,yenilebilir buluyoruz.Vuruyoruz,sanki canlı bir şeymiş gibi çığlıklar atıyor.En korkusuz olan insanlar yaprağın ucuna kadar varıyorlar,bu uçtan gözlerimizle kulaklarımız açık olduğu halde kaosa eğiliyoruz.Ürperiyoruz.Altımızdaki korkunç uçurumu görüyor,dev ağacın öteki yapraklarının çıkardığı gürültüyü uzaktan uzağa duyuyor,özsuyun köklerinden yükselip yüreğimizi kabarttığını kavrıyoruz.Böyle bir uçuruma eğilmiş halde de bütün bedenimiz ve bütün ruhumuzla korkunun içimizi kapladığını anlıyoruz.O andan sonra artık-ŞEY-başlar...''


Durdum,demek istiyordum ki:O andan sonra artık ŞİİR başlar.
Ama Zorba anlamayacaktı.Sustum.
O hırsla sordu:''Ne başlar?''


''..Büyük tehlike başlar Zorba.Bazılarının başı dönüp sayıklar,bazıları korkup yüreklerini sağlamlaştıracak bir karşılık bulmak için çırpınır ve buna Tanrı derler;bazıları da yaprağın kenarında uçuruma sakin sakin korkusuzca şöyle der:HOŞUMA GİDİYOR...''

                                                      KAZANCAKIS

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.