Perşembe, Şubat 23, 2012


Ne varsa eskilerde var diyerek klişeleşmiş bir sözle başlarken yazıma bu sözün hakkını vermek gerekir diye düşünmeden edemiyorum.Eskiye özlem vardır insanın doğasından her çağda her insan da vardır bu özlem biraz da olsa.Kimisi hep geçmişin gölgesinde yaşar kimisi geçmişe sıcak bir tebessüm ile bakar kimisi alaylı bir gülümseme yapıştırır suratına...Ama herkes geçmişte bir şeylere özlem duyar...
Ben eski aşklara hayran kalırım nedense,şimdiki aşklar çok mu bayat bilemem belki de şimdi de aşk vardır belki de eskiden olduğundan daha güçlüdür hisler ama tutkular geçmişte olduğu kadar yoğun olmaz bence...Bir şeyin zorluğu karşısında o şeyi elde etmeye yönelik tutku hiç bir şeyle kıyaslanamaz.Eski aşkları da bu kadar güçlü yapan,asırlar geçse de hala hatırlanır yapan bu tutku değil midir zaten?
Ben de geçmiş aşklarda olan tutkuyu aradım bir zaman,sandım ki tutku ne kadar büyük olursa aşk o kadar güçlü olur;ama sonra arkadaşlık,iki insanını tutku dışında bir araya getiren şeyleri düşündüm...Geçmişe özlem olmalı ama geçmişe takılıp kalınmamalıdır ve belki de bu yüzden aşk,sevmek zorunda olmadığın bir kimseyi  tüm kusurlarına rağmen sevmek ve onu sevmekten bir an olsun vazgeçememektir.Aşk,onu elde edebilmek için her şeyden vazgeçmek değil,aşığım dediğin kişinin mutluluğu için gerektiğinde ondan vazgeçebilmektir.Onun için ölümü göze alabilmektir kimilerine göre aşk,ama bence aşk her gece yastığa başına onun hayali ile koyabilmektir...
Aşk ve tutku tek yumurta ikizi gibidirler.Bazen aşk sanırsın,mantığını kapatır,sana değer veren herkese kulaklarını tıkar gerçekleri inatla görmezden gelirsin peşinden gidersin...Tam onu yakaladım sandığın anda gözlerina bakarsın,sadece sıradan bir çift göz olur karşında işte o zaman anlarsın ki bir tutku uğruna nelerden vazgeçmiş,kimlerden geçmişsin...Aşk,karşındaki sana en donuk duygusuz hali ile bakarken bile onun gözlerinde bir ışık görebilmektir...O sana en basit,günlük cümleler kurarken bile arasından sevgi sözcükleri çıkarabilemek,başkasını sevdiğini söylerken bile ilerde belki beni de sever diye umut edebilmektir...Aşk gurursuzdur,ama yüzsüz değil...O sana git dediğinde gitmek istemiyorum diyebilmektir aşk...Bu çabaya rağmen,ikinci kez git dediğinde sessizce giderken aşık olduğun kişiyi ona sezdirmeden uzaktan izleyebilmektir...
Aşk,o sana seni sevdiğini söylerken bile yalan söylediğini düşünmektir bazen de...Çünkü onu o kadar yüceltmiştir ki gönül,onun sizi sizin onu sevdiğiniz gibi sevebilme ihtimali yoktur,ama yine siz bu ihtimali sevmeye devam edersiniz...
Adı,çağı,yaşı kaç olursa olsun aşk yuttuktan sonra önce sizi yakan,gözlerinizi yaşartan acı dolu bir tecrübedir...Ve her aşkta aşkınızın en mükemmel olduğunu düşündüğünüz anda onu yerle bir edecek kusurları görürsünüz ve işte o an aşk biter,adı bazen sevgi olur,bazen tutku...Ama başımıza gelen her şey gibi aşk da bir gün biter...Ve bitmesi aşkın başına gelen en güzel şeydir bence...Uzatılan bir aşk,aşka yapılan en büyük işkencedir...Aşkın uzaması aşkı yaşlandırır,yıprandırır ve en sonunda öldürür,o yüzden aşka gösterilecek en büyük saygı bitmesine,gitmesine izin vermektir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.