Bir gün yolda yürüyordum yaşlı bir dilenci gördüm kaldırıma oturmuş dualar mırıldanıyordu.İki bacağı da dizine kadar yoktu ve pantolonunun bittiği yerden çıplak bacakları görünüyordu ve karlı bir Ankara gününde buz tutmuştu kaldırımlar.Üstünde ince,eski yırtık pırtık bir gömlek vardı,ne bir ceket ne bir mont sadece üzerine oturduğu bir parça karton...Kirliydi elleri gibi saçı üstü başı...Orada öyle durmuş ona bakıyordum,sonra beni fark etti ve başını kaldırdı,hemen gözlerimi kaçırdım.Gözlerine bakamıyordum.Sebep O'nun tek derdi akşam yiyebileceği yemek parasını toplamayabilmekken, kendi gönül işlerimi dünyanın en büyük sorunu olarak görmemdi...Belki de o soğukta titrerken üzerimde giydiğim o kadar kıyafete rağmen hala soğuktan şikayet etmemdi...Belki de o bir gün bacaklarına kavuşup yürüyebileceği günün hayali ile yaşarken,hayal dünyamı arkadaşlarla geçireceğim haftasonunu planları ile dolduracak kadar sığ tutmamdı.Belki de onun karşısında tamamen sağlıklı bir şekilde ayakta durmamdı.İlk defa o gün, bacakları olmayan birinin karşısında ayakta durduğum için kendimi bencil bulmuştum,ve bir an,bacaklarım olduğu için kendimi suçlu hissetmiştim.Sebep her ne olursa olsun o an O adamdan utanmıştım ve gözlerine bakacak cesareti bulamamıştım.Bakarsam bacaklarım olduğu için beni suçlayan gözleri ile karşılaşmaktan korkmuştum biraz da...Evet hayat hiç adil değildi ve o an O'nun yaşadığı adaletsizliğin sorumlusu benmişim gibi hissettim kendimi....Oysa belki O sadece benim yardım edip etmeyeceğim merakı ile bakıyordu bana...Ve çevreden geçen insanlara baktım,o kaldırımdan o an bile yüzlerce kişi geçiyordu ama hiç kimse umursamıyordu hatta bir çok kişi O ve kaldırım bir bütünmüş gibi davranıyordu,sanki o yollarına çıkan bir engelmiş gibi.O an cebimde ne kadar bozuk para varsa çıkardım önüne koydum.Bir şeyler mırıldandı duymadım,hızlı adımlarla oradan uzaklaştım.
Perşembe, Şubat 16, 2012
Bir gün yolda yürüyordum yaşlı bir dilenci gördüm kaldırıma oturmuş dualar mırıldanıyordu.İki bacağı da dizine kadar yoktu ve pantolonunun bittiği yerden çıplak bacakları görünüyordu ve karlı bir Ankara gününde buz tutmuştu kaldırımlar.Üstünde ince,eski yırtık pırtık bir gömlek vardı,ne bir ceket ne bir mont sadece üzerine oturduğu bir parça karton...Kirliydi elleri gibi saçı üstü başı...Orada öyle durmuş ona bakıyordum,sonra beni fark etti ve başını kaldırdı,hemen gözlerimi kaçırdım.Gözlerine bakamıyordum.Sebep O'nun tek derdi akşam yiyebileceği yemek parasını toplamayabilmekken, kendi gönül işlerimi dünyanın en büyük sorunu olarak görmemdi...Belki de o soğukta titrerken üzerimde giydiğim o kadar kıyafete rağmen hala soğuktan şikayet etmemdi...Belki de o bir gün bacaklarına kavuşup yürüyebileceği günün hayali ile yaşarken,hayal dünyamı arkadaşlarla geçireceğim haftasonunu planları ile dolduracak kadar sığ tutmamdı.Belki de onun karşısında tamamen sağlıklı bir şekilde ayakta durmamdı.İlk defa o gün, bacakları olmayan birinin karşısında ayakta durduğum için kendimi bencil bulmuştum,ve bir an,bacaklarım olduğu için kendimi suçlu hissetmiştim.Sebep her ne olursa olsun o an O adamdan utanmıştım ve gözlerine bakacak cesareti bulamamıştım.Bakarsam bacaklarım olduğu için beni suçlayan gözleri ile karşılaşmaktan korkmuştum biraz da...Evet hayat hiç adil değildi ve o an O'nun yaşadığı adaletsizliğin sorumlusu benmişim gibi hissettim kendimi....Oysa belki O sadece benim yardım edip etmeyeceğim merakı ile bakıyordu bana...Ve çevreden geçen insanlara baktım,o kaldırımdan o an bile yüzlerce kişi geçiyordu ama hiç kimse umursamıyordu hatta bir çok kişi O ve kaldırım bir bütünmüş gibi davranıyordu,sanki o yollarına çıkan bir engelmiş gibi.O an cebimde ne kadar bozuk para varsa çıkardım önüne koydum.Bir şeyler mırıldandı duymadım,hızlı adımlarla oradan uzaklaştım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.